DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLMASIN!
Doğum günü.İnsanın ilk bireysel deneyimi.Ve bu yüzden bence o insanın en özel günü.Benim için ise kıskançlık kokan nefret kaynağı.Basit kutlama provakasyonlarımın sebebi.Sanırım doğum günlerine fazlaca anlam yüklüyorum.Ama o gün dahi abartılmayacaksa bir insan ne zaman abartılacak? :)Sizle iki doğum günü hatırası paylaşmak istedim.Birincisi ben daha mini minnak bir anaokulu öğrencisi olduğum zamanlardan.
Anaokulunda doğum günü kutlamalarını bilirsiniz.Hediyeler,pastalar,müzikler,ilgi manyağı olmanın hazzı.Tabi benim gibi ağustos doğumlular için tam bir hüsran.Yine arkadaşlarımdan birinin doğumgünü furyasının ardından pratik zekalı bendeniz, deliye her gün bayram misali bir yalan yumurtlayıverdim.Yarın benim doğum günümmüş(!)Bu küçük yalan bir anda tüm anaokuluna yayıldı.O akşam ertesi gün olacakları zerre düşünmeden musmutlu bir uyku çektim.Ertesi sabah anaokulunda herkesin elinde renkli hediye paketlerini görünce anladım durumun ciddiyetini ama beş yaşındaysanız elinizden pek bir şey gelmiyor.Saatler ilerledi, ortada pasta falan yok.Öğretmenim yavaştan duruma ayılmış.Annemi aradı.Tabi gerçek ortaya çıktı.Canım anam sırf saftirik kızı rezil olmasın, minnoş kalbi kırılmasın diye kocaman kalp şeklinde bir pastayla çıkageldi.O gün hayatımın en güzel doğumgününü yaşadım.Bir daha da hiç o kadar mutlu olmadım zaten.(Akşamında yediğim azara değinmeyeceğim:) )
İkinci hatıram böyle sevimli bir şey değil ne yazık ki.Anne - babası çalışan çocuklar yaz tatilinde genelde başka yere gönderilir.Biz de her yıl anneannemlere itelenirdik.O yaz küçük teyzem ailesiyle birlikte anneannemi ziyarete geldi.Bir sabah evde normalde olmayan bir hazırlık dikkatimi çekti. Pasta,hediyeler,süslemeler...Kuzenimin doğum günüymüş meğer.Dedim 'Elif kalk git, kızın önüne eli boş mu çıkacaksın?'Tüm harçlığımı ortaya koyup bir çift kırmızı taşlı toka aldım.Bir de hediye paketi yaptırdım ki değmeyin keyfime.Neyse o gün geçti gitti.İki hafta sonra benim doğum günüm geldi çattı.Nasıl mutlu, nasıl heyecanlıyım.Beklenti büyük çünkü.Sabahı zor ettim.Kahvaltı yapıldı, öğlen geçti, etrafta bir hareketlenme yok.İşkillenmeye başladım ve dayanamayıp doğum günümü ilan ettim.Teyzem o an dünyanın en iğrenç şeyiymişim gibi yüzüme baktı.Anladım pasta yoktu, hediye yoktu.Aslında hiçbir şey yoktu.Onlar yalnızca kuzenim içindi.Ben yorganın altına girip ağlamaya başladım.Anneannem beni öyle görünce teyzemden pasta yapmasını rica etmiş.Teyzemin söylenerek büskivili pasta yaptığını hatırlıyorum hatta küçük kuzenim içine karabiber dökmüştü.Ben yataktan çıkmadım hiç.Teyzem başıma gelip bir de azarlamıştı beni.Ağlaya ağlaya uyuyakalmışım.Sonrasını hatırlamıyorum.Teyze anne yarısıdır derler ya değil işte.On yaşında, iki aydır ailesinden uzak bir kız çoçuğunun hevesini paramparça etmişti.O yıldan sonra hiçbir doğum günümü kutlamadım.Teyzemi hala sevmiyor ve affedemiyorum.Abartılı bir tepki ama çocuk kalbi böyledir işte kırılmaya gelmez.
Diyeceğim şu ki seven sevdiğinin doğum gününü kutlasın:) Bırakın o gün dünyanın en önemli insanı olduğunu hissetsin.Birazcık şımarmak herkesin hakkı.Kim bilir belki bir gün ben de barışırım bu doğum günleriyle❤️
Yorumlar
Yorum Gönder