DÜNYAM


Yıkık bir kentmişim meğer ben, yosun kaplı duvarları umutsuzluk kokan. Yetim çocuklar koşuştururmuş ara sokaklarımda. Gündüz zehir içer gece kan kusarlarmış. Gece yarısı gölgeler basarmış şehrimi, melankoli aşılayan ölüm rengi gölgeler. Ve ben bu harabeyi sevmişim. Öyle de çok sevmişim ki?! Pembe yaldızlı bir kılıf dikmişim, kan kokan çiçeklerle süslemişim dört bir yanını. Sırf 'mış' gibi görünsün diye. İyiymiş, güzelmiş, normalmiş gibi. Oysa tek inanan benmişim bu yalana. İnsanlar görmüşler karanlığımı. Canavarlar denizinden çıkartmışlar şehrimin kayıp anahtarını. Arsızca girmişler en mahrem caddelerime. Gitmeyeceklermiş gibi boyamışlar kül rengi duvarlarımı saadetin en koyu rengine. Balonlu ciklet dağıtmışlar yetimlerime, "mutluluk" vaad etmişler. Sonra ne mi oldu? Çekip gittiler. Giderken de getirdiklerinden fazlasını götürdüler. İhanetle tutuşturup ateşe verdiler şehrimi. Rüzgarımı dahi kanattılar, ölüm yağdı gökyüzünden. Masumiyet astı kendini o gece. Bu yüzden sormayın bana "Neden?" 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SKELETON FLOWER

GARABET

Who's gonna save us?