HARİKALAR KARNAVALI :BEYAZ ALEV
Bu güzel bahar günlerinde en az baharın kendisi kadar içinizi ısıtacak bir hikaye anlatmak istiyorum sizlere.
Beyaz alev
İnsanların henüz özü keşfedemediği, korkunun yürekleri yalayıp geçtiği o geçmişin ileri zamanlarında; harikalar karnavalının şimdiki yerinde korkunç bir cinayet işlenmiş. Bir çocuğun umutları yarını göremesin diye öldürülmüş. Miniğin gözündeki fer solup giderken bir damlası ayaklarının altındaki toprak tarafından yutulmuş. Minik belki hiç büyüyüp serpilememiş ama o umut damlası toprağı yarıp çıkmayı başarmış. Beyaz narin bir frezya baş vermiş nisanın en güzel günlerinde. Frezyaları bilir misiniz? Soğuğa, acıya, hüzüne dayanıklı çiçeklerdir.Kışın sonunda o güzel beyaz çehrelerini umuda döner inanç açarlar. İşte bu frezya çiçeklerinin birinde minik bir ışık doğmuş. Bu minik ışık huzmesi sabahları çiy damlası içer, geceleri ay ile koyu sohbetlere dalarmış. Herkes bu minik huzmeyi çok sevmiş. Adını "deithwen" koymuşlar. Deithwen gelişip serpilmiş. En sonunda fırtına gibi güçlü, bulut kadar hafif alevden güzel bir kadına dönüşmüş.Günlerini etrafı keşfederek geçiriyormuş ama son mayıs böceği de hayata veda ettiğinde artık buralarda kalamayacağını anlamış. Dünyayı dolaşıp umutsuz kalplere bir parça ışık vermek için uzun bir yolculuğa çıkmış. Çok insanla tanışmış, çok masal dinlemiş, defalarca ölmüş ve defalarca doğmuş. Ömrünün en güzel yıllarında hep yollardaymış. Bir gün sudaki bir akis olup inanç aşılmış kırık kalplere başka bir gün sıcak bir meltem. Kimisi sahilde bir dalga olarak tanışmış onunla, kimisi bulutlu bir günde odasına sızan ay ışığı olarak. Yeşilde görmüşler, mavide hissetmişler. Ormanın uğultusuyla duymuşlar güzel sesini, ateşin çıtırtılarında dinlemişler ezgilerini. Beyaz alev bin yıllar süren bu yolculuğunda çok yorulmuş. Her gittiği yere ışığından bir parça bırakmak tüketmiş onu. Çünkü hep daha fazlasını istemişler. Kaç defa bitirip tüketmeyin arzulamışlar. Defalarca tutsak etmişler. Küsmemiş ama beyaz alev kimseye, sadece artık yorulmuş. Doğduğu topraklara atmış kendini. Genç güçlü bir alev olarak çıktığı yolculuğundan ufacık zayıf bir kor olarak dönmüş.Basmış onu toprak ana bağrına. Durumunu görünce hiddetlenmiş. Sormuş aleve "değer miydi kendini tüketmeye, değiştirebilir mi ışığın bir şeyleri, değer miydi gençliğine?" Deithwen yorgun gözlerle bakmış toprak anaya, son kez tüm gücüyle parlamış ve ne zaman uyanacağı belli olmayan derin uykusuna dalmış. Bu onun "değerdi" deme şeklidir belki de. Beyaz alevin hatrına karnaval da her yıl frezyalar dikilir. Bir frezyayı kokla eğer sen de bir parça hissetmek istersen onu. Evet, onu "umudu".
Yorumlar
Yorum Gönder