Kayıtlar

HARİKALAR KARNAVALI:NARE'NİN İLK DANSI

Resim
Edgar Degas-Hazırlanan Balerin ......  Size bugün Karnavalın biricik dansçısı Nare'nin(Narenciye'nin kısaltılmış) hikayesini anlatacağım. Önce kısaca ondan bahsedeyim. Nare karnavala geldiğinde maalesef adını hatırlamıyordu. Ama Portakal adamın yanında çalıştığı için biz ona Narenciye ismini koyduk. Nare kainatın en harika dansçısı olmasına rağmen bal rengi gözleri hep hüzünle bakar. Dikkat edin çünkü onun hüznünün derinliği insanın ruhunu ele geçirebilecek cinsten. Onun hikayesini dinleyince hüznünün nedenini biraz da olsa anlayabilirsiniz. ..........  Genç kız evden çıktığında saat öğlen 2 civarıydı ama hava akşamüstü gibi karanlık ve bunaltıcıydı. Islak bir rüzgar vücudunu yalayarak estiğinde kendini kötü hissetti. Etrafa bakınırken eski çeşme dikkatini çekmişti. Oysa orda ilgi çekici hiçbir şey görünmüyordu. Bir gücün onu oraya çektiği çok belliydi. Çeşmenin yanındaki taş sütuna oturdu. Orada öylece tam 45 dakika bekledi. Sonra birdenbire silindir şapkalı bir a...

HARİKALAR KARNAVALI:DÜŞ TAMİRİ

Resim
.  City is landing Bugün size gerçekleşmeyen hayallerin hikayesini anlatacağım. Her gün onlarca hayal kurarız. Bu hayallerin bir kısmı gerçekleşirken maalesef diğer kısmı zihnimizin tozlu raflarında sönmüş bir umut olarak kaybolup gider. "Hayallerim suya düştü" lafını duymuşsunuzdur. Peki hayaller gerçekten suya mı düşer? Tabi ki hayır! Gerçekleşmeyen hayallerimiz doğrudan Harikalar Karnavalı'nın kıpkırmızı çöllerine düşer. Yaramaz panlar ise çölün ortasında mücevher gibi parlayan bu hayal kırıklarını katıksız bir neşeyle toplarlar. Panların görevi hayalleri düş hırsızlarına çaldırmadan fabrikaya ulaştırmak.(inanın çok zor) Kırık dökük hayallerimizin sonraki durağı olan Düş Fabrikası karnavalın neredeyse en büyülü yeri. Yaşanmış ve yaşanacak tüm hayaller, üzüntüler ve sevinçler bu fabrikada yanyana gerçekleşeceği günü beklemekte. Bir bebeğin ilk güldüğü anı ya da bir babanın evladının mezarına attığı ilk toprağı deneyimleyebilirsiniz burada. Fabrikanın asıl ka...

SKELETON FLOWER

Resim
    "iskelet çiçeği" herkesin aksine benim en sevdiğim çiçektir.  Sen ölüyorsun ya gözlerimin önünde... Mağrur, gururlu başın düşüyor.Gözlerinde bir nazar, susuyorsun.Sen kadere mağlupsun son nefesinde.Yok,gelmiyor elimden hiçbir şey.Sen çırpındıkça ben batıyorum.Yokum sanki, hiç var olmamışım... Karanlık iniyor gözlerime.Beklemek çok zor.Ölüm vaat ediyor saatler.Düşünemiyorum, garip bir farkındalık var üzerimde.Ağlıyorum.Sen dermansızsın yine.Anlaşmak için sözcüklere gerek yokmuş, anlaşıyoruz. Korku bu mu?Sen kasılıp titredikçe yer sallanıyor.Dengemi yitirdim, çarpa çarpa ilerliyorum ütopyamda.Şekiller karışıyor yüzüne, yok oluyorsun.Sonrası boşluk. Hangi umuda tutunsam eriyor, araf gibi. "Keşke"ler boğuyor beni, seni ölüm bekliyor. Sevileni kaybetmek ne acı. 

DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLMASIN!

Resim
.   The witches flight Doğum günü.İnsanın ilk bireysel deneyimi.Ve bu yüzden bence o insanın en özel günü.Benim için ise kıskançlık kokan nefret kaynağı.Basit kutlama provakasyonlarımın sebebi.Sanırım doğum günlerine fazlaca anlam yüklüyorum.Ama o gün dahi abartılmayacaksa bir insan ne zaman abartılacak? :)Sizle iki doğum günü hatırası paylaşmak istedim.Birincisi ben daha mini minnak bir anaokulu öğrencisi olduğum zamanlardan. Anaokulunda doğum günü kutlamalarını bilirsiniz.Hediyeler,pastalar,müzikler,ilgi manyağı olmanın hazzı.Tabi benim gibi ağustos doğumlular için tam bir hüsran.Yine arkadaşlarımdan birinin doğumgünü furyasının ardından pratik zekalı bendeniz, deliye her gün bayram misali bir yalan yumurtlayıverdim.Yarın benim doğum günümmüş(!)Bu küçük yalan bir anda tüm anaokuluna yayıldı.O akşam ertesi gün olacakları zerre düşünmeden musmutlu bir uyku çektim.Ertesi sabah anaokulunda herkesin elinde renkli hediye paketlerini görünce anladım durumun ciddiyetini ...

HARİKALAR KARNAVALI

Resim
             Tavsiye film: FREAKS(1932)                       *************** Harikalar Karnavalı'nda sıradan bir gün.Tavuklar sağılıp koyunların yumurtaları toplandıktan sonra renkli çadırlar birer birer açılır.Biz de bugün biraz etrafı keşfedelim.İşte orada Portakal Adam.Kafasını kaldırmış gökyüzüne bakıyor.Upuzun silindir şapkası düştü düşecek.Portakal adam puslu havaları hiç sevmez.Gerçi karnavaldaki hiç kimse hoşlanmaz böyle havalardan.Karnaval kızı hariç, o puslu havalarda dolaşmayı sever en çok.Şanslıysak bugün karşılaşabiliriz bile onunla. Sizi çadırlara götürecektim ama öncesinde şu fırfırlı kıyafetler giymiş çocuğa bakın.Ne komik?! Yürüyen bir fiskos masası adeta.Onunla henüz tanışmadım, hep bir yerlere yetişmekle meşgul.Biz kaldığımız yerden devam edelim.Çadırların arasındaki manzaraya bakın.Solda Venedik Tüccarı elindeki birbirinden güzel maskeleri satmaya çalışıyor.Mas...

HER ŞEYE HOŞGELMEK

Resim
  Aklımda ilk yazı için çok daha farklı fikirler vardı.Çok daha eğlenceli.Sonuçta bu bir karnaval.Ne yazık ki hayatta her şey planladığımız gibi gitmiyor.Öyle olsa ne esprisi kalırdı ki zaten!?Kendimden bahsetmek istedim bugün.Çocuk parklarındaki kırık salıncakları bilirsiniz.Hani ancak zaruri durumlarda buruk bir hevesle tercih edilenler.Onlarla özdeşleştiriverdim kendimi, hep biraz mahzun, çokça inişli çıkışlı... İnsan gökyüzüne bakarken klostrofobiye kapılabilir mi?Oluyor işte.Bu koskoca dünya küçülüp küçülüp kutu kadar kalıyor.O küçücük kutunun içinde de çırpınan Bi adet bendeniz.Nefes alıyorum lakin yetmiyor.Tüm gökyüzünü solusam, geride karanlıktan başka hiçbir şey kalmayana kadar; sığdırsam içime umudun en güzel tonunu, kimselere zerre bırakmasam. Yaşayıp yaşamadığını kontrol etmek için acıyı deneyimlemek ne acı.Bile isteye incinmek.Buraları fazla deşmeyeceğim, kanar çünkü biliyorum. Bir hafta önce önünden her gün küfrederek geçtiğim kahvehaneyi yıktılar. Biliyor musunuz far...