Kayıtlar

Ay ışığında işlevsellik

Resim
Saat geceyarısını biraz geçmiş işte.Ne saçma bir tarih, bir gün, bir saat. İnsan daha akılda kalıcı bir tarihte yapmalı değil mi hayatla hesaplaşmasını. Elbette benden bahsediyoruz, çoğu şey gibi bunu da doğru şekilde yapmayı beceremiyorum. Ah ne yaparsın ya? Bu saatten sonra da böyle kabul görmez miyim ki? Neyse biz konumuza dönelim. Mevzu bahis hayatın ritmine kulak vermek değilmiş maalesef, o ritimle uyum içinde olmakmış.Bunu fark ettiğimde bu geceki yaşımdaydım. Ortaokul müzik öğretmenin keşke görse bu yazıyı. Sahi o bilebilir ancak bir insan müzik ve ritim konusunda en fazla ne kadar kötü olabilir. Kadıncağız için ağır bir vaka idim sanırım. Flütüm ve ben... Müzik öğretmenimin travmalarını bir kenara bıracak olursak bu ritim konusunda ciddiyim. Gerçekte müzik kulağıyla alakası var mıdır bilinmez ama ben hayatın ritmine ayak uyduramıyorum. Ben koşuyorum o yavaşlıyor, duruyorum yetişemiyor, geçip kenara bekleyim diyorum hop önüme geçiyor.Ne zaman güleceğim, ne zaman ağla...

SANCI

Resim
Kabuslarla uyanıyorum.Kaç gecedir böyle devam ediyor.Alıştım da artık.Perdeden sızan ışığa bakılırsa güneş doğmak üzere.Bu 10 metrekare alandan çıkmalıyım zira her geçen dakika daha da daralıyor.Kaldırımlar ıslak. Akşamki fırtınayı hatırlatıyor.Ne fırtınaydı öyle? Göğ kustu üstümüze.Hoş,ruh halime de ne uygun.Birden ürperiyorum.Hava da hakikaten serinmiş.Kalın ceketi almalıydım diye düşünüyorum. Ama işte yanlış kararlar almakta üstüme yoktur.Elim sigara paketine gidiyor. Otomatik olarak hemen bir tane yakıyorum.Zehir ciğerlerime ılık ılık işlerken düşüncelere dalıyorum. Yapamayacağım sanırım. Daha takatim kalmadı.Bu hayata çok şey borçluydum ya insafsız bir faizle geri alıyor işte.Sona benden bir şey kalmayana dek.Ansızın aksakallının biri bölüyor bıçak gibi.Elimdeki sigaraya takmış. Ayıpmış,günahmış, hem cehennem de varmış.Uğraşmamak için atıyorum sigarayı yere.Aksakallı söylenerek dönüyor köşeyi.Kaldırıp kafamı gökyüzüne bakıyorum.İstemsiz doluyor gözlerim.Ah be aksakallı...

YAKICI

Resim
... Kavuruyor boğazımı genzimdeki kül tadı Akıyor erkekliğim parmak uçlarımdan Aşık oluyorum kendi aksime Zavallı ruhumun camdan sadist zindanı Acı veriyor güzelliği ve nice akıl oyunları

Who's gonna save us?

Resim
...  Caddenin başında bekliyor bir kız. Simsiyah şemsiyesi örtebilir mi kirini? İzliyor, dinliyor makyajlı donuk ifadesi Kadınlar çirkin... erkekler çirkin... Nerdeyse dünya üstümüze kusacak Bağırıyor zihni: Bizi kim kurtaracak? Doğu Karadeniz'in en yağışlı en kapalı günü sayılabilecek bir gündü.Elimde aslında benim olmayan aptal, siyah bir şemsiye.Öfkeliyim...  Bir yerlere gitmem lazım. Bu sıkıntılı, berbat durumdan biran önce uzaklaşmalı hatta mümkünse kaçmalıyım. Makyajımın aktığını hissediyorum. Ama yağmurdan mı yoksa ağlamaya mı başladım ayırt edemiyorum. Elimle silmeye çalışıyorum ki daha korkunç bir hale getirmekten başka bir işe yaramıyor. Caddenin başına geldiğimde tuhaf bir his yerleşiyor. Bir süre koşuşturan insanları izliyorum. Hepsinin elinde birbirinden güzel rengarenk şemsiyeler. Caddeden aşağı doğru bakıldığında bir karnaval geçidini anımsatıyor. En başta hoşuma giden bu görüntü bir süre sonra rahatsızlık vermeye başlıyor. Aralarına karışmam gerek b...

HARİKALAR KARNAVALI:KARNAVAL KIZI

Resim
Bugün size anlatacağım hikaye karnaval kızının hikayesi olacak ve dolaylı olarak da kuklacının. Kuklacı, size en başta bahsettiğim fırfırlı elbiseler giyen "fiskos masası" dediğimiz eleman. Ben ve patron bu ikisini aynı yerde bulduk.Onları bulduğumuzda Kuklacı korkunç eserini tamamlamak üzereydi. Neyse ki patron duruma el attı ve ikisini de karnavala katılmaya ikna etti. Çoğumuz Kuklacı hakkında pek iyi şeyler düşünmeyiz. Her zaman sakin ve gizemlidir. Günün büyük kısmını karnavalın dışında geçirir. Ormandaki tüm gizli patikaları, geçitleri, mağaralar bilir. Bendeniz birkaç kez onu takip etmeye çalıştım fakat izini kaybettim hep. Kendi bir şeyler anlatana dek bir sır olarak kalmaya devam edecek. Karnaval kızının hikayesini ise gelin onun ağzından dinleyelim. Gözümü açtığımda ormanlık bir alandaydım.Ama ters olan bir şeyler vardı. Ne bir hayvan sesi duyuluyordu ne de rüzgarın uğultusu. Hiçbir ses hiçbir kıpırtı yoktu.Sanki bir tablonun içinde sıkışmış gibi. Ayağa k...

KORUMUYORUM

Resim
    Schenck-Izdırap Akıl sağlığımı nasıl mı koruyorum?  -Korumuyorum. 

8 Mart Dünya Ölü Kadınlar Günü

Resim
 Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kadın tıp doktoru - Safiye Ali Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günüymüş. Tam da öncesinde 2 kadın cinayeti haberi almışken. Ben de bir kadın olduğuma göre bu konu hakkında birkaç kelam etmeyi kendimde hak görüyorum. Öncelikle benim için paylaşması bir hayli zor olan bir şeyden bahsetmek istiyorum: 'TACİZ'.Bunu uzun bir süre kimseye söyleyemedim çünkü insanların bana "taciz mağduru" gözüyle bakmalarından korktum.Yanlış anlaşılmaktan çekindim.Ne acı değil mi? Oysa hemen hemen her kadın bu korkunç olayı maalesef ki yaşıyor ve maalesef ki susuyor. O günü hayal meyal hatırlıyorum. Ama hatırladığım en net şey yaşadığım duygular. Nasıl tarif edebilirim bilmiyorum ama deneyeceğim. Korku, öfke, nefret ama en çok kendinden iğrenme hissi. Çok saçma değil mi? Ben niye kendimden iğreneyim? Çünkü hiç bir şey yapamadım. Dondum kaldım sanki. Daha güçlü olmayı isterdim. Hani tecavüz davalarında mahkemeler  kadın çığlık atmamış, direnmemiş diye ...