Kayıtlar

Peki sen hiç başkasının cehennemi oldun mu?

Resim
Ben oldum hem de sayısız defalarca.Onlarca kez öldürdüm onları yetmedi cesetlerinin şerefine konfetiler patlattım. Hiç de utanmak bilmez ruhumun en arsız tarafı.   Alay ettim en mahrem en karanlık acılarıyla… Kandırdım, yalanlar fısıldadım kulaklarına.Bulut gibi yalanlar ki tatlı tatlı salınan umut yüklü bulutlar… Sözler verdim, tutmadım. Hoş zaten hiç tutmayacaktım ki… Bam teline bastım birçoğunun edepsiz bir çocuk pervasızlığıyla. Öfkelendirdim çok öfkelendirdim, bir de o öfkenin altında sinmiş mağduru oynadım. Kızdırdım, küstürdüm, ağlattım, güldürdüm, delirttim…  Utanmadım da, yanaklarım bile kızarmadı.Hani ben kendi romanımın başkarakteriydim ya.Yardımcı karakterlerdi hep onlar, çalakalem beş dakikada yazılan müsvedde k arakterler.Duyguları yüzeyseldi, gözyaşları şekerli.Boğazlarını kessem altmetinler fışkırırdı satır aralarına.Bu yüzden utanmadım işte.  En nihayetinde yalnız kaldım.Bir tane bir tane diyerek çok insan kaybettim.Ayaz yemiş akçaağaç misali dökülüp gitt...

DÜRTÜ

Resim
Sabahında yüz maskesi yaptığın günün gecesi kendi kanını akıtmaktı belki de hayat. Anksiyete ne demek bilenlere selam olsun. 

SEVGİLİYE MEKTUP

Resim
Sevgili sevgilim; Seni sevmek tıpkı ateşi sevmek gibi. Sıcak, parlak, çıtır çıtır ama tehlikeli. Kontrol altına alamadığım her kıvılcım, kalbimde bir orman yakmaya meyilli. Senden uzaklaşırsam donacağım, biliyorum. Belki de bu yüzden üzerine çok geliyorum. Eeee ne demiş şairim:" Uçmayı öğrenmeden göçmeye mecbur kalmış bir kuş gibi kalbimiz." Ben de düşünüyorum elbet. Beraber diyorum beraber öğrensek uçmayı, sevmeyi? Ve bazen sevgi de yetmiyormuş. Saygı, güven, anlayış da temel taşlarıymış ilişkilerin. Bana güvenmek zorundasın. Ben bir kuş değilim, beni tutup kafese koyamazsın. Şayet bunu denersen hep bir hüzün kalır gözlerimde, kanatlarımda hürriyetin özlemi. Zorunda olduğum için değil, seni sevdiğim için yanında durmak istiyorum. Lütfen sevgilim, bize izin ver. 

MASAL MASAL İÇİNDE:ELYAF PRENSES VE 4 KAZULETLER

Resim
Buradan çok da uzak olmayan bir krallıkta elyaf prenses adında şirin mi şirin bir kızçe yaşarmış. Bu prensesin birbirinden kazulet dört de arkadaşı varmış. "Nurçıban, Döndüsu, Yarmagül ve Fesatnaz. Elyaf prenses aralarından en çok Döndüsu'yu severmiş. Döndüsu için büyük bir balo organize etmek istemiş. Diğerlerine bu fikrini söyleyince pek hoş karşılanmamış. O sıralar krallık büyük bir buhranda olduğu için prenses bu isteksizliği anlayabiliyormuş.çok da uzatmadan konuyu kapatmış. Ertesi gece saat 12'yi vurunca prensesin sihirli aynası dile gelmiş. Prensese bir baloya ait görüntüler göstermiş. Konuklara şöyle bir göz gezdiren prensesin başından aşağıya kaynar sular dökülmüş. Balo döndüsu'nun şerefine yapılmış ve prenses hariç herkes oradaymış. Fesatnaz bizim kızçeyi hiç sevmediği için onun olmadığı bir balo tertip etmiş. Nurçıban ve Yarmagül ise bizim kızı savunacak hiçbir şey dememişler. Çünkü gerçekte Yarmagül ikiyüzlü Nurçıban da yüzsüzmüş. Bizim elyaftan...

ÖLÜM BİR UYANIŞTIR

Resim
Kalan yıllarımı zamansız göçmüş ruhlara verebilsem keşke.  Belki onlar hak ettiği kalitede yaşar benim aksime. 

PAPATYAYA SİTEM

Resim
Ah nazlı rüzgarda salınan mağrur başlı papatya,  Ben de güçlüydüm eskiden böyle mağrurdu başım Sonra tanıştım insanlarla, yaşadım uzun süre Kimseye anlatamadım, sen anla beni papatya!  Sen hiç ezildin mi, beyaz yaprakların hiç kirletildi mi?  Ben dibe vurdum, çırpındıkça da yok saydılar beni  Yalvardıkça kapattılar kulaklarını, şarkı sandılar çığlıklarımı Yine seslenirim, sen  duy beni papatya!  Oyunun adı rus ruletiymiş, oyun oyun içinde Hepsi dikkatle izliyor çünkü silah benim elimde Patlasın havai fişekler başlasın görsel şölen Herkes bana bakıyor ama sen gör beni papatya!  Senin alaycı duruşuna da öfkeliyim ben artık Sen de herkes gibi görmedin, duymadın, anlamadın.  Gitmelisin buradan, ölümüm sizden daha anlamlı olmalı Hayır, çok korkuyorum. Ne olur sen de gitme papatya! 

HARİKALAR KARNAVALI :BEYAZ ALEV

Resim
  Bu güzel bahar günlerinde en az baharın kendisi kadar içinizi ısıtacak bir hikaye anlatmak istiyorum sizlere.  Beyaz alev  İnsanların henüz özü keşfedemediği, korkunun yürekleri yalayıp geçtiği o geçmişin ileri zamanlarında; harikalar karnavalının şimdiki yerinde korkunç bir cinayet işlenmiş. Bir çocuğun  umutları yarını göremesin diye öldürülmüş. Miniğin gözündeki fer solup giderken bir damlası ayaklarının altındaki toprak tarafından yutulmuş. Minik belki hiç büyüyüp serpilememiş ama o umut damlası toprağı yarıp çıkmayı başarmış. Beyaz narin bir frezya baş vermiş nisanın en güzel günlerinde. Frezyaları bilir misiniz? Soğuğa, acıya, hüzüne dayanıklı çiçeklerdir.Kışın sonunda o güzel beyaz çehrelerini umuda döner inanç açarlar. İşte bu frezya çiçeklerinin birinde minik bir ışık doğmuş. Bu minik ışık huzmesi sabahları çiy damlası içer, geceleri ay ile koyu sohbetlere dalarmış. Herkes bu minik huzmeyi çok sevmiş. Adını "deithwen" koymuşlar. Deithwen gelişi...

KADIN

Resim
Kendi kalesine hapsolmuş melankolik bir kadın.Her sabah yarattığı şehirlerin yıkılışını izliyor.Kafası karışmış biraz.Bir kere gülümsese bin lanet yağıyor.Amansız savaşını kazanırsa kaybedecek.Zafer sarhoşluğuyla kutlayacak mağlubiyetini. Gün ışığına muhtaç dostlar gece olunca  basit birer aynalar.Anlamıyor kadın anlayamıyor.Korkuyor dönüşmekten, terk ederse kalesini herkesleşmekten. Geride bıraktığım tüm dostlarım, tüm sevdiklerim ve tüm sevmediklerim için...

SEVDİKLERİNİ ÖLDÜR

Resim
öldür kendini hala güzelken tenin kes bileklerini, bırak aksın kanın solarken ışığın kırmızı laleler arasında ölümün soğuk öpücüğü ile tanış öldür sevdiklerini hala severlerken seni belki bir silah yahut tatlı bir zehir ile bir demet frezya bir kaç dal da gerbera lahitte uyuyan güzelin pek yakışır yanına öldür aşkını hala çaresiz bir aşıksan eğer saldırır karanlıkta korkmuş, dağılmış bir asker delindi gök, yüzünde hem minnet hem acı şimdi ölümlü kollarında o, ölümsüz bir anı öldür kalbini hala senin için atmıyorsa elbet kıyameti olsun kurşundan köşkün dar pencereler çığlıklar ve fısıltılar yalıyor yosunsu duvarları o dar pencerelerde yüzlerce öksüz ruh gezer öldür maviyi hala efsunluysa o soğuk bakışlar katli vacip bırak erisin buz yürekli buz prensin ondan haber getirir mi mağrur kuzey rüzgarı? göm kibirli cesedini biraz altın ve çokça ipekle öldür sevdiğini çünkü sevemeyecek seni

Ay ışığında işlevsellik

Resim
Saat geceyarısını biraz geçmiş işte.Ne saçma bir tarih, bir gün, bir saat. İnsan daha akılda kalıcı bir tarihte yapmalı değil mi hayatla hesaplaşmasını. Elbette benden bahsediyoruz, çoğu şey gibi bunu da doğru şekilde yapmayı beceremiyorum. Ah ne yaparsın ya? Bu saatten sonra da böyle kabul görmez miyim ki? Neyse biz konumuza dönelim. Mevzu bahis hayatın ritmine kulak vermek değilmiş maalesef, o ritimle uyum içinde olmakmış.Bunu fark ettiğimde bu geceki yaşımdaydım. Ortaokul müzik öğretmenin keşke görse bu yazıyı. Sahi o bilebilir ancak bir insan müzik ve ritim konusunda en fazla ne kadar kötü olabilir. Kadıncağız için ağır bir vaka idim sanırım. Flütüm ve ben... Müzik öğretmenimin travmalarını bir kenara bıracak olursak bu ritim konusunda ciddiyim. Gerçekte müzik kulağıyla alakası var mıdır bilinmez ama ben hayatın ritmine ayak uyduramıyorum. Ben koşuyorum o yavaşlıyor, duruyorum yetişemiyor, geçip kenara bekleyim diyorum hop önüme geçiyor.Ne zaman güleceğim, ne zaman ağla...

SANCI

Resim
Kabuslarla uyanıyorum.Kaç gecedir böyle devam ediyor.Alıştım da artık.Perdeden sızan ışığa bakılırsa güneş doğmak üzere.Bu 10 metrekare alandan çıkmalıyım zira her geçen dakika daha da daralıyor.Kaldırımlar ıslak. Akşamki fırtınayı hatırlatıyor.Ne fırtınaydı öyle? Göğ kustu üstümüze.Hoş,ruh halime de ne uygun.Birden ürperiyorum.Hava da hakikaten serinmiş.Kalın ceketi almalıydım diye düşünüyorum. Ama işte yanlış kararlar almakta üstüme yoktur.Elim sigara paketine gidiyor. Otomatik olarak hemen bir tane yakıyorum.Zehir ciğerlerime ılık ılık işlerken düşüncelere dalıyorum. Yapamayacağım sanırım. Daha takatim kalmadı.Bu hayata çok şey borçluydum ya insafsız bir faizle geri alıyor işte.Sona benden bir şey kalmayana dek.Ansızın aksakallının biri bölüyor bıçak gibi.Elimdeki sigaraya takmış. Ayıpmış,günahmış, hem cehennem de varmış.Uğraşmamak için atıyorum sigarayı yere.Aksakallı söylenerek dönüyor köşeyi.Kaldırıp kafamı gökyüzüne bakıyorum.İstemsiz doluyor gözlerim.Ah be aksakallı...

YAKICI

Resim
... Kavuruyor boğazımı genzimdeki kül tadı Akıyor erkekliğim parmak uçlarımdan Aşık oluyorum kendi aksime Zavallı ruhumun camdan sadist zindanı Acı veriyor güzelliği ve nice akıl oyunları

Who's gonna save us?

Resim
...  Caddenin başında bekliyor bir kız. Simsiyah şemsiyesi örtebilir mi kirini? İzliyor, dinliyor makyajlı donuk ifadesi Kadınlar çirkin... erkekler çirkin... Nerdeyse dünya üstümüze kusacak Bağırıyor zihni: Bizi kim kurtaracak? Doğu Karadeniz'in en yağışlı en kapalı günü sayılabilecek bir gündü.Elimde aslında benim olmayan aptal, siyah bir şemsiye.Öfkeliyim...  Bir yerlere gitmem lazım. Bu sıkıntılı, berbat durumdan biran önce uzaklaşmalı hatta mümkünse kaçmalıyım. Makyajımın aktığını hissediyorum. Ama yağmurdan mı yoksa ağlamaya mı başladım ayırt edemiyorum. Elimle silmeye çalışıyorum ki daha korkunç bir hale getirmekten başka bir işe yaramıyor. Caddenin başına geldiğimde tuhaf bir his yerleşiyor. Bir süre koşuşturan insanları izliyorum. Hepsinin elinde birbirinden güzel rengarenk şemsiyeler. Caddeden aşağı doğru bakıldığında bir karnaval geçidini anımsatıyor. En başta hoşuma giden bu görüntü bir süre sonra rahatsızlık vermeye başlıyor. Aralarına karışmam gerek b...

HARİKALAR KARNAVALI:KARNAVAL KIZI

Resim
Bugün size anlatacağım hikaye karnaval kızının hikayesi olacak ve dolaylı olarak da kuklacının. Kuklacı, size en başta bahsettiğim fırfırlı elbiseler giyen "fiskos masası" dediğimiz eleman. Ben ve patron bu ikisini aynı yerde bulduk.Onları bulduğumuzda Kuklacı korkunç eserini tamamlamak üzereydi. Neyse ki patron duruma el attı ve ikisini de karnavala katılmaya ikna etti. Çoğumuz Kuklacı hakkında pek iyi şeyler düşünmeyiz. Her zaman sakin ve gizemlidir. Günün büyük kısmını karnavalın dışında geçirir. Ormandaki tüm gizli patikaları, geçitleri, mağaralar bilir. Bendeniz birkaç kez onu takip etmeye çalıştım fakat izini kaybettim hep. Kendi bir şeyler anlatana dek bir sır olarak kalmaya devam edecek. Karnaval kızının hikayesini ise gelin onun ağzından dinleyelim. Gözümü açtığımda ormanlık bir alandaydım.Ama ters olan bir şeyler vardı. Ne bir hayvan sesi duyuluyordu ne de rüzgarın uğultusu. Hiçbir ses hiçbir kıpırtı yoktu.Sanki bir tablonun içinde sıkışmış gibi. Ayağa k...

KORUMUYORUM

Resim
    Schenck-Izdırap Akıl sağlığımı nasıl mı koruyorum?  -Korumuyorum. 

8 Mart Dünya Ölü Kadınlar Günü

Resim
 Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kadın tıp doktoru - Safiye Ali Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günüymüş. Tam da öncesinde 2 kadın cinayeti haberi almışken. Ben de bir kadın olduğuma göre bu konu hakkında birkaç kelam etmeyi kendimde hak görüyorum. Öncelikle benim için paylaşması bir hayli zor olan bir şeyden bahsetmek istiyorum: 'TACİZ'.Bunu uzun bir süre kimseye söyleyemedim çünkü insanların bana "taciz mağduru" gözüyle bakmalarından korktum.Yanlış anlaşılmaktan çekindim.Ne acı değil mi? Oysa hemen hemen her kadın bu korkunç olayı maalesef ki yaşıyor ve maalesef ki susuyor. O günü hayal meyal hatırlıyorum. Ama hatırladığım en net şey yaşadığım duygular. Nasıl tarif edebilirim bilmiyorum ama deneyeceğim. Korku, öfke, nefret ama en çok kendinden iğrenme hissi. Çok saçma değil mi? Ben niye kendimden iğreneyim? Çünkü hiç bir şey yapamadım. Dondum kaldım sanki. Daha güçlü olmayı isterdim. Hani tecavüz davalarında mahkemeler  kadın çığlık atmamış, direnmemiş diye ...

BENİM ÖLÜLERİM

Resim
Bazen insanların gitmeleri yerine ölmelerini tercih ederdim diye düşünüyorum. Bu hastalıklı bir düşünce belki ama zaten içimizde de biraz biraz ölmüyorlar mı? .  .  .  Benim Ölülerim Yaprak misali dökülüyorsa dostların birer birer, Uzaklaşıyorsa samimiyet sahteleşiyorsa, Zemheride gelip çatıyorsa yalnızlık yüreğine,  Üzülme...  Önce nazikçe sar yaralarını.  Uzan, güneşi al avuçlarına.  Fısılda gökyüzüne iyileştiğini. Yıldızlar takılsın saçlarına, kıskansın kadife çiçeği 

GARABET

Resim
Kişinin en yakın sandıkları ya en uzak olanlarsa, Risus mu saklanıyordu yanan harabe tapınakta,  Peki, benim mavi ütopyam şimdi hangi dudaklarda? 

ALATURKA

Resim
Alaturka Bulandırıyor midemi ayaküstü dostluklar.  Dev jüri koltuğunda minik minik insanlar.  Yapılan eleştirinin nazarımda değeri, Alafranga laflar ki üşüşmüş sinekleri!. 

........Ş

Resim
Lakin tutunduğum dallar dikenli tellermiş.  Efsunlamışlar beni...  Ne kurtulabiliyorum ne ölebiliyorum.  Zaman azapla kardeş olmuş.